Odyoloji Hizmeti
29 Ekim 2019


Odyolog Kimdir?
Odyolog; işitme, denge veya kulakla ilgili diğer problemleri olan hastalarla çalışan kulak uzmanlarıdır. Uzman hekimin koyduğu tanı ve tedavi tavsiyesi çerçevesinde hastalara çeşitli testler uygular.

Odyolog Görev Tanımı Neleri Kapsar?
Odyologların hastalığı teşhis sorumluluğu bulunmamaktadır. Kulak problemleri ile ilgili gerekli testleri yapıp kulak rehabilitasyon süreçlerini yürütmekle sorumlu olan odyologların mesleki yükümlülükleri şu başlıklar altında toplanabilir;

  • Hastaya tanı koyan doktor ile görüşerek hangi işitme testinin yapılacağını seçmek ve uygulamak,
  • İşitme bozukluğunun türü ve derecesini belirlemek,
  • Odyometrik tanı verilerini yorumlamak,
  • Yazılı teşhis raporları hazırlamak,
  • Kulak kanalını temizleyerek, işitme cihazı ve diğer yardımcı cihazların yerleştirilmesini sağlamak,
  • İşitme kaybı tarama programlarını yürütmek,
  • İşitme rehabilitasyon programını yürütmek,
  • Kulak ve işitme sağlığının korunmasına yönelik bilgilendirmelerde bulunmak,
  • Değişiklik, ilerleme ve tedavileri kaydederek güncelleyerek hasta kayıtlarını oluşturmak,
  • Araştırma programlarına katılarak; yeni ekipman, cihaz ve teknikleri değerlendirmek.
İŞİTME TARAMA PROGRAMI

Doğumsal işitme kaybı, dünyada en sık görülen doğumsal bir nörolojik sorundur. Yıllar içerisinde, kullanılan teknik ve tarama cihazlarındaki gelişmeler, yenidoğan işitme taramalarının, yöntem, doğruluk ve başarısını belirgin bir şekilde ve olumlu yönde değiştirmiştir. Yenidoğan işitme tarama programı kapsamında, otoakustik emisyon (OAE) testi ve/veya otomatik işitsel beyin sapı cevabı (auditory brainstem response = ABR) testi kullanılmaktadır, ancak bu iki test arasında çok önemli farklılıklar vardır. OAE testi kokleanın dış tüysü hücrelerine kadar olan periferik işitsel sistemin durumunu yansıtırken, otomatik ABR testi periferik işitsel sistem, sekizinci sinir ve beyin sapı işitsel yolağının durumunu göstermektedir. Yenidoğan işitme tarama programlarına ilişkin istatistikler değerlendirildiğinde, sağlıklı yenidoğanlarda işitme kaybı oranı 1.000 canlı doğumda 1-3 iken, bu oran yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen bebeklerde %1-6 olarak bildirilmektedir. Ülkemizdeki doğumsal işitme kaybı sıklığının ise 1000 canlı doğumda 2,2 oranında olduğu belirtilmektedir. Tanımlanmamış ya da geç tanımlanmış doğumsal işitme kaybı; çocuğun dil, sosyal, duygusal, bilişsel, akademik gelişimini ve vokalizasyonunu, dolayısıyla yaşam kalitesini önemli derecede etkiler. Çocuklarda işitme kaybının değerlendirilmesi, erken tanı ve uygun önlem alınmasını sağlayarak bu çocuklarda daha iyi eğitim ve gelişimsel başarı sağlanması bakımından oldukça önemlidir. Bu nedenle, tüm yenidoğan bebekler yaşamının ilk ayı içinde uygun bir tarama yöntemiyle (OAE ve/veya ABR) taranmalıdır. Taramadan kalanlar, yaşamının ilk üç ayını geçmeden odyolojik olarak değerlendirilmeli ve işitme kaybı kesinleşen bebeklere yaşamının ilk 6 ayını geçirmeden önce uygun girişimde bulunulmalıdır.